|
GÜNDEM
1. OLAĞAN GENEL KURUL
2010 Yılı 1. Olağan genel kurulu 20.04.2010 Salı Günü yapıldı. Açılış ve yoklamanın ardından 2009 Yılı Kesin hesabı okundu ve oy çokluğu ile kabul edildi. Daha sonra encümen üyeliği seçimlerine geçildi. Oylama sonucunda Birliğimiz Delegelerinden Zeki BAŞARAN, Cevdet KAYGAN, İsmail SEVİNÇ, İsmail YURDER Asil olarak Encümen üyeliğine seçildi. Yedek üyeliklere: Mehmet ADAR, Rahmi BATTAL, Yakup DEMİR ve Mustafa YÜCE seçildi. Dilek ve temennilerin okunmasının ardından olağan genel kurul sona erdi. Daha sonra 26.04.2010 Pazartesi günü Birlik Başkanının isleği ile Olağanüstü olarak 2009 yılı faaliyet raporunu görüşmek üzere toplanıldı faaliyet raporu oy çokluğu ile kabul edildi.

Suyun Tarımdaki Önemi
"yalnızca son agac kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra... ancak ondan sonra paranın yenemeyecegini anlayacaksınız. " (Kızılderili Atasözü)
Bütün canlılar hayatlarını devam ettirebilmeleri için mutlak suya ihtiyaç duyarlar. Bitkiler, türe bağlı olarak % 90 - 95 varan oranlarda sudan oluşmaktadırlar. Toprakta mevcut bulunan besin elementlerinin doğal döngüsünü tamamlayabilmeleri tamamen su döngüsüne bağlıdır. Su döngüsü, yağışlarla toprağa düşen suyun buharlaşma (evaporasyon) ve terleme (transprasyonla) ile tekrar havaya iletilmesi olayıdır. Bitkiler terleme ile önemli miktarda suyu topraktan alıp su buharı şeklinde havaya verirler. Bu olay esnasında bir çok besin elementi de suda çözünmüş olarak bitki bünyesine girer ve buradaki iletim demetleri aracılığı ile taşınırlar. Ülkemizde toplam sulanabilir 8.7 milyon hektar arazinin 4,7 milyon hektarı sulanabilmektedir. Türkiye'de halihazırda sulanan alanın yaklaşık %94 ‘ünde açık kanal sistemleri, %6'lık kısmında ise basınçlı sulama sistemleri bulunmaktadır. Sulama metodu olarak %92 oranında salma sulama, %8 oranında yağmurlama, %1 oranında da damla sulama yöntemi kullanılmaktadır. Tarımsal sulamalarda su, toprağa değişik yöntem ve sistemlerle verilebilir. Günümüzde daha az sulama suyu, az işçilik, derenaj ve tuzluluk sorunu yaratmayacak, verim ve kaliteyi arttıracak sulama sistemlerinin kullanımının önemi her geçen gün artmaktadır. Son yıllarda dünyada, özellikle plastik ve makine endüstrisinde ki gelişmeler ile su ve enerjiden daha fazla tasarruf yapılmıştır. Böylece daha ekonomik ve daha etkin yeni sulama teknolojileri geliştirilmiştir. Tarımda sulama, bitkinin ihtiyaç duyduğu ve yağışlarla karşılanamayan suyun toprakta bitkinin kök bölgesine gereken miktar ve zamanda verilmesidir. Ülkemizin bir çok bölgesi kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer almakta, bu kurak tarım alanlarında bitkilerin yetişme döneminde doğal yağışların yetersiz olması durumunda yüksek verim ve kalite için en uygun yöntemle tarımsal sulama yapılması gerekmektedir. Ülkemizde yapılan sulu tarımın, 70 milyonunun üzerinde olan nüfusumuzun ve hızla gelişen sanayiimizin tatlı su ihtiyacının karşılanması, yeraltı ile yerüstü tatlı su kaynaklarımızın daha etkin ve tasarruflu kullanılmasını zorunlu hale getirmektedir.
Tarımsal ürerimde sulamada birinci kural tarla başına kadar getirilmiş suyun, en az kayıpla bütün tarlaya eşit bir şekilde yayılmasıdır. Sulama konusunda pek çok sistem vardır. Bu sistemlerden sulamada birinin seçilmesi tarlanın tesviyesinin düzgün olup olmamasına, yetiştirilen mahsulün cinsine, toprağın kimyasal ve fiziksel özelliklerine, sulama suyunun miktarına ve kalitesine, çiftçi alışkanlıklarına, bazı sulama yöntemlerinin ek yatırımı gerektirmesi nedeniyle oradaki çiftçilerin ekonomik durumuna ve bölgenin rüzgar, sıcaklık, oransal nem, yağış gibi iklim koşullarına bağlıdır. Tesviyeli arazilerde bütün sulama sistemleri uygulanabildiği halde tesviyesiz arazilerde yağmurlama sulama, hakim rüzgarı şiddetli bir bölgede yağmurlama sulama sistemi yerine ya damla sulama yada karık sulama daha uygun olmaktadır. Tarımsal sulamada, kısıtlı olan tatlı su kaynaklarını doğru yöntemlerle ve tekniklerle daha az su, enerji ve işgücü kullanımı sağlayan teknolojilerin uygulamaya konulması ülkemiz bitkisel üretimimizin daha istikrarlı ve sürdürülebilir olması için büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde yapılan sulu tarımda damlama sulama yöntemi son yıllarda yoğun bir şekilde kullanılmaya başlamıştır. Damlama sulama yönteminin hızla yaygınlaşmasında en önemli etken, damla sulama yöntemiyle sulama yapılan tarım alanlarından alınan ürünlerde verim artışlarının yüksek olması yanında, kalite artışlarına bağlı alınan prim ödemeleri, gübre kullanımdaki azalış, hastalıklarda azalmalara bağlı olarak az ilaç tüketiminin üreticiye kar olarak kalması ve en önemlisi kısıtlı olan sulama su kaynaklarının diğer yöntemlere göre çok daha az kullanılmasıdır. Tarımsal Sulama Yöntemleri : Tarımsal sulamada en çok yüzey sulama, yağmurlama sulama ve mikro sulama yöntemleri kullanılmaktadır.
Yüzey Sulama Yöntemleri: - Salma Sulama Yöntemi : Suyun tarla başı kanallarından tarla üzerinde rasgele yayılmaya bırakılmasıdır. Randımanı en düşük yöntemdir. Bu yöntemle tarlanın her tarafını eşit olarak sulamak mümkün değildir. Ülkemizde kullanım alanının çok sınırlı olması gerekirken, sulama kültürünün düşük olduğu yörelerde işçilikten kaçınmak için yapılmaktadır. - Uzun Tava Yöntemi: Genellikle sık ekilen hububat, yonca, ot ve benzeri bitkiler için kullanılır. Tesviye edilmiş araziler, birbirine paralel seddelerle ayrılırlar. Tarla başından saptırılan sulama suyu, iki sedde arasına yayılarak suyun arazi sonuna kadar akışı sağlanmaktadır. - Adi Tava(göllendirme) Sulama yöntemi: Arazi eğiminin düz ve düze yakın olduğu ince bünyeli toprakların sulanmasında uygulanmaktadır. Sık aralıkla yetiştirilen bitkilerin özellikle çeltik ve meyve bahçelerinin sulanması yapılmaktadır.
- Karık Sulama Yöntemi : Sulama suyunun, bitki sıraları arasında eğim doğrultusunda açılan karıklara verilmesi ile sıraya ekilen mısır, ayçiçeği, pamuk, meyve ve sebzeler için uygundur.
Yağmurlama Sulama Yöntemi: Yağmurlama sulama yönteminde su doğal yağışa benzer biçimde toprak yüzeyine serpilmek suretiyle uygulanır. Bu yöntemde su kapalı borularla mekanik püskürtücülere kadar taşınır ve püskürtücülerden suyun toprağa yağdırılması meme denen hareketli olarak dönen başlıklarla basınç altında yapılır. Sistemin çalışması için gerekli basınç genellikle pompalarla sağlanır. Engebeli araziler için uygundur, ancak şiddetli rüzgar olduğunda dengeli su verilmesi mümkün değildir.
Mini-spring Yöntemi: Yağmurlama sulama ile damla sulama arasında bir yöntem olup, ince borularla tarlaya dağıtılan su küçük yağmurlama başlıkları ile araziye dağıtılmaktadır. Sabit bir sistem değildir gerektiğinde toplanabilmektedir. Engebeli araziler ile meyve bahçelerinde ağaç altları için uygundur.
Toprak Altı Sulama Yöntemi: Toprak altı sulama sun'i yolla toprak altına su ilavesiyle taban suyu seviyesinin düzenleme faaliyeti olarak tanımlanabilir. Bu yöntemde su seviyesi kök bölgesinde su ve hava miktarının en iyi şekilde kombine edilmesini sağlayacak yükseklikte muhafaza edilmektedir. Damla Sulama Yöntemi: Damla sulama entansif sulu tarımda kullanılmak üzere geliştirilmiş olan bir yöntemdir. Damla sulaması toprak yüzeyine veya yüzeyin hemen altına yerleştirilen küçük çaplı orifis yardımıyla arıtılmış suyu toprak yüzeyine veya içerisine veren bir sistemdir. Bu sistem suyun belirlenmiş bir desene alçak basınç altında verilmesine imkan sağlar. Bu sistemde su yaygın boru ağı aracılığı ile her bitkiye kadar götürülür. Öte yandan bitkilere verilecek gübreler de sulama suyu ile birlikte verilebilir (fertigation). Kısaca sistemin esası bitkinin ihtiyaç duyduğu su ve besin maddesi miktarını optimum seviyede tutmaktır. Bu yöntem sera, meyve, sebze bahçelerinde en çok kullanılan ve ekonomik su kullanımı sağlayan bir yöntemdir.
Damlama Sulamanın Yararları: - Az su uygulamalarıyla bitkide stres yaratmadan yetiştiriciliğe olanak sağlaması, - Yüzey akis ve derine sızma oluşturmadığından su besin kayıpları oluşmaması, - Tuz oranı çok yüksek olan sularda sulama yapılabilmesine olanak sağlaması, - Yabancı otların gelişimine imkan tanımaması, - Sulama ile birlikte gübreleme ve ilaçlama yapılabilmesi, - Gübre ve ilaçtan yari yarıya tasarruf sağlaması, - Hastalıkların yok denecek kadar asgariye indirilmesi, - Kaliteli ve standart ürün elde edilmesi, - Her çeşit alanda sulama yapılabilmesi, - Erkencilik sağlaması, - Bitkilere su ve gübre dağılımının eşit, dolayısıyla ayni zamanda olgulaşma ve tek elde hasat olanağı yaratması - Erozyonu ve toprak kaybını önlemesi - Düşük basınçlarda sulama imkanı sağlaması, - Yeterli su imkanı olmayan alanlarda dahi sulama yapılabilmesi, - Salma ve karık sulamaya nazaran isçilik maliyetlerinin çok düşük olması, - Tarımsal sulamalardaki en ekonomik sistem olması, - Eğimli alanlarda kolaylıkla uygulanabilmesi gibi birçok yararları bulunmaktadır.
Damlama Sulama Sistemi ile Gübrelemede Dikkat Edilecek Hususlar: - Sulama sisteminde kullanılacak olan gübrelerin klorürlü(Cl) ve tuzlu (Na) gübrelerin olmamasına ozen gösterilmesi, - Kullanılacak olan gübrelerin muhakkak suda tamimiyle çözünür olmasına dikkat edilmesi, - Gübreleme tamamlandıktan sonra damlama-sulama sisteminin 10-15 dakika sadece su ile çalıştırmaya devam edilmesi, - Gubreli besin eriyiği hazırlanıp bir gün bekledikten sonra süzülmeli ve ondan sonra kullanılması, (Potasyum Nitrat kullanılmasında beklemeye gerek yoktur.) - Damlama Sulama sisteminde tıkanmaları önlemek için katiyetle HCI (Hidroklorik asit) veya H2S O 4 (Sülfirik asit) kullanılmaması, - Sulama suyu fazla kireçli ise, fosforlu gübrenin temel olarak doğrudan toprağa uygulanması, - Sulama sezonu sonunda damlama sulama sistemini % 0,3"luk HNO3 (Nitrik asit) ile çalıştırarak temizleme yapılmasına dikkat edilmelidir. ÜRÜNÜNÜZ BOL VE KAZANCINIZ BEREKETLİ OLSUN!

Tarımda suyun yanlış kullanımı, tuz birikimi ve çölleşme
Tuz toprakta ana materyalden kaynaklı bulunabilir ya da sulama suyu içinde toprağa dahil olabilir. Her iki durumda da sulama suyu, tuzu taban suyuna ulaştırmakta ve orada biriktirmektedir. Drenaj sistemi kurulmamış ve fazla su ortamdan uzaklaştırılamamışsa, aşırı sulamayla taban suyu yukarı doğru harekete geçer, kılcal kanallar vasıtasıyla toprak yüzeyine dek ulaşır, yüzeye ulaştığında ise sıcağın etkisiyle su buharlaşır ve içindeki tuzu toprak yüzeyinde bırakır. Zamanla toprak çoraklaşır. Toprağa ekilen tohumlar çimlenememeye başlarlar. Tuz toprak yapısını bozarak geçirimliliğini azaltır. Toprakta yeterli nem bulunsa bile bitki bundan yararlanamaz, beslenemez ve gelişemez. Buna fizyolojik kuraklık denir. Olumsuzluğun devamında ise çölleşme yaşanır. Bugün dünyada tuzlanmanın yılda 2 milyon hektar alanla yayıldığı ve bu nedenle sulama sayesinde elde edilen üretim artışının sağladığı gelirlerin büyük oranlarda azalmasına neden olduğu görülmektedir. Bugün GAP bölgesinde sulanabilir arazi miktarımız 1,8 milyon hektardır. Bugüne dek DSİ tarafından yaklaşık olarak 230 bin hektarlık arazi sulamaya açılabilmiştir. Drenaj tesis edilmemiş bu alanların yaklaşık olarak yarısında tuzlanma görülmeye başlanmıştır. Fırat Nehri’nin iyi kalitedeki suyu bile her yıl 10 dekarlık bir araziye 1,1 ton tuz bırakmaktadır. Ülkemizde tuzlu, sodyumlu ve borlu arazilerin miktarı 1,6 milyon hektara ulaşmıştır. Tuzlu arazide tarım yapılırken göz önünde bulundurulması gerekenler Mevcut tuz şartlarına dayanıklı bitkiler seçilmelidir. Bu bağlamda tarla bitkilerinden arpa, pamuk, şeker pancarı, buğday, sebzelerden kabak, karnabahar, domates, hıyar, meyvelerden hurma, greyfurt, portakal ve şeftali yetiştirilebilir. Bor sorunu görülmesi halinde pamuk, domates, bakla, şekerpancarı, hurma, mısır, enginar ekimi ve dikimi tercih edilebilir. Tohum çevresinde tuz birikimini engelleyecek şekilde ekim yapılmalıdır. Bu amaçla sırta ekim yapılması en önemli yöntemdir. Taban suyu ile arazi yüzeyine kadar taşınan tuzların burada birikerek zarara yol açmaması açısından sık sık sulama yapılmalı, tuzlar bitki kök bölgesinden uzaklaştırılmalıdır. Bu amaçla kullanılabilecek en önemli sulama yöntemleri tuzun kaynağına bağlı olarak değişmekle birlikte yağmurlama ve damla sulama yöntemleridir. Sonuç Tüm dünyada ve ülkemizde en fazla kullanılan yöntem suyun çok fazla kullanılmasını gerektiren yüzey sulama (vahşi sulama) yöntemleridir. Bugün dünyada sulanan arazilerin %95’inde bu yöntem kullanılmaktadır. Ülkemizde sulamaya açılmış alanların %94’ünde yüzey sulama, sadece %6’sında basınçlı sulama yöntemleri kullanılmaktadır. Ülkemizde 1 ton şeker pancarı yetiştirmek için 100 ton sulama suyu kullanılmaktayken İsrail’de sadece 7 ton sulama suyu kullanılmaktadır. Yüzey sulama yöntemlerinde bitkiye 1 m3 su verebilmek için 2 m3 su kullanılmak zorundadır. Yüzey sulama yöntemlerinde suyun fazla kullanılmasından dolayı verilen su bitki kök derinliğinin çok daha altına gitmekte, bitki besin maddelerini bitki kök seviyesinden uzaklaştırmak suretiyle de toprağın verimsizleşmesine neden olmaktadır. Küresel ısınmanın kuraklık etkisi ve su kaynaklarımızın küçülmesi sorunları göz önünde bulundurulduğunda su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama yöntemlerinin ülkemizde yaygınlaştırılması gerektiği açıktır. Ülkemiz tarımda su kullanım düzeyini gelişmiş ülkeler seviyesine çekmek zorundadır. Tarımda sulama suyunun daha etkin kullanılabilmesi için göz önünde bulundurulması gereken faktörler aşağıda belirtilmiştir; • İklim, toprak ve topoğrafya şartları elverişli olan tüm alanlarda yağmurlama ve damla sulama yöntemlerinden biri seçilmelidir. Ancak bu seçim esnasında toprak ana materyalinden kaynaklı bir tuzluluk varsa yağmurlama, sulama suyunda tuzluluk varsa damla sulama yöntemi tercih edilmelidir. • Suyun kısıtlı kullanımının yaygınlaştırılması ve sulama sahalarının genişletilmesinin sağlanması bir zorunluluk haline gelmiştir. Bitkinin en fazla suya ihtiyaç duyduğu dönemlerde sulama yapılması, bunun dışında kısıtlı sulama yapılması ya da tamamen sulamanın kesilerek buradan tasarruf edilen suyla daha geniş alanların sulanmasının sağlanması gerekir. Sulamanın kısıtlandığı alanda verim düşüklüğü yaşanması kaçınılmazdır, ancak tasarruf edilen suyun kurak alanlarda kullanılması ile toplamda üretim ve gelir artışı daha fazla olacaktır. • Tarımda toprağın nemini muhafaza edecek yöntemler kullanılmalıdır. Sürekli ticari gübrelerin tarımsal üretimde kullanılması toprak yapısını bozmakta, toprağın su tutma kapasitesini düşürmektedir. Yeşil gübreleme ve hayvan gübresi kullanılması ise toprağın su tutma kapasitesini artırmaktadır. Toprak işleme nem kaybına neden olduğundan doğrudan ekim mibzeri kullanılarak toprak işlemesiz tarım tercih edilmelidir. • Kuraklığa ve tuzluluğa dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesi gerekir. Ülkemizdeki tohumculuk sektörü genellikle ithal hibrit tohumları yurtiçinde pazarlamak üzere faaliyet göstermektedir. Bu tohumlar su varsa verimli olabilmektedir. Kurağa dayanıklı çeşitlerimizin kamu öncülüğünde geliştirilmesi bir zorunluluktur. • Tarım Sigortaları Kanunu kuraklık, sel ve don afetlerini de kapsayacak şekilde genişletilmeli, fakir çiftçinin sigorta primleri devlet tarafından karşılanmalıdır. • Artan nüfusun su ihtiyacının yeterince karşılanabilmesi için su havzaları yerleşim ve sanayi tesisleri ile işgal edilmemeli, su kaynakları kirletilmemeli, temiz su kaynakları ve doğal baraj olarak görev yapan mera ve ormanlar azaltılmak yerine çoğaltılmalıdır.
|
|